Irak Türkmenleri arasında dil, edebiyat ve folklor araştırmaları yaptı. 1924 senesinde Kerkük’te doğdu. Mahalle mektebine verildi, burada Kur’an-ı Kerimi hatmetti. İlk öğrenimini 6 sınıflı Türk mektebinde ta-mamladı. Arapça eğitim yapan liseyi bitirdi. Bağdat Hukuk Fakültesi’nden 1950 senesinde mezun oldu. Kerkük’e dönüp avukatlığa başladı.
Bir kültür adamı olan Ata Terzibaşı’nın yazıları, 1945 yılından itibaren Beyrut’ta çıkan “El Edip”, Kahire’de “El-Risale”, Ha-lep’te El Hadis, İstanbul’da neşredilen “Türk Yurdu” ve Ankara’da çıkan Türk Dili’nde yayınlandı. Kerkük’te neşredilen Kerkük ve “Afat” gazetelerinde yazıları çıktı. Arapça yayınlanan haftalık “Elsakaf el hadise” ve Türkçe yayınlanan “Beşir” adlı gazetelerin sahibi idi. 22 Mart 1959 tarihinde tevkif edilince Hille şehrine sürgün edildi, serbest bırakıldıktan sonra kültür faali-yetlerine devam etti. Ata Terzibaşı’nın kaleme aldığı Kerkük Hoyratları ve Manileri (3 cilt) adlı eseri sahasında önemli eserler arasında yer almaktadır. Birinci cildinde, “Hoyrat lafzının aslı, hoyrat ve manilerin edebi mefhumu, hoyrat ve manilerin mevzuu, Hoyrat ve manilerin edebi mefhumu, Hoyratın musiki bakı-mından menşe ve tekâmülü, Tanınmış hoyrat çağıranlar” gibi bölümler bulunmaktadır. İkinci ciltte ise 850 civarında cinaslı hoyrat bulunmaktadır. Üçüncü ciltte ise 1200 kadar cinassız hoyrat ve mani vardır. kerkukfeneri.com1956 yılında yayımlanan “Kerkük Hoyratları ve Manileri” adlı kitabın 1970 yılında genişletilmiş ikinci baskısı yapıl-mıştır. Ata Terzibaşı’nın ayrıca “Kerkük Havaları”, “Kerkük Eskiler Sözü”, “Kerkük Ağzı”, “Türkmen Sözlüğü”, “Kerkük Şairleri”, “Nazarat-ü camia fi tarih el edeb el türki (Türk Edebiyatına Toplu Bir Bakış) adlı eserleri bulunmaktadır. Ata Terzibaşı’nın dedesi Abdüllatif Efendi’nin ise Sergüzeşt-i Saadet (Bir Hac Seyahatnamesi) ve Tuhfe i Askeriye gibi kitapları yayınlanmıştır.*
Ata Terzibaşı Hayatı ve Eserleri **
Kerkük’te Genç Bir Türk Bilgini Ata Terzibaşı, Hayatı ve Eserleri
Türkiye dışındaki Türklerin ilim, fikir ve sanat alanlarındaki çalışmalarını siyasî sebepler, yayın işlemeciliğinin muntazam kurulamaması ve döviz gibi engeller çoğu zaman takibe imkân vermiyor.kerkukfeneri.com
Bu yazımızda hayatı, eserleri ve araştırmaları hakkında bazı tesadüfler neticesi elde ettiğimiz bilgiyi sunacağımız Ata Terzibaşı’nın yaşadığı eski bir kültür merkezi Irak ve dolayısıyla “Kerkük”de bu ölçüye girmektedir.kerkukfeneri.com
Irak’ta Türkmenler (Irak Türkleri) arasında dil, edebiyat ve folklor araştırmaları yapan Ata Terzibaşı, Kerküklü Molla Ahmed’in oğlu Abdurrahman Ağa’nın soyundandır. Terzibaşı soyadı bu zattan gelmektedir. Dedesi Abdüllatif Efendi Osmanlılar devrinde tabur imamlığı yapmıştır. Bir fikir adamı olan Abdüllatif Efendi basılmamış bazı eserler bırakmıştır. Sergüzeşt-i Saadet (Bir Hac Seyahatnamesi), Layihat üs sugur El tergib ül cünd ül Mansur ve Tuhfe-i Askeriyye kitaplarının en önemlilerindendir.
Babası Ömer Terzibaşı Belediyede memurluk etmektedir.
Ata Terzibaşı, 14/11/1924 tarihinde Kerkük’te Piryadiler mahallesinde doğdu. Önce mahalle mektebine verildi. Orada Kur’an-ı hatmetti. Sonra ilköğrenimini altı sınıflı Türk mektebinde tamamladı. Kerkük’te Arapça öğretim yapan liseyi bitirdikten sonra 1946′da Bağdat Hukuk Fakültesine girdi. 1950 yılında mezun oldu. Memleketi Kerkük’e döndü ve avukatlığa başladı.
&bsp Ata Terzibaşı, yazı hayatına 1945 yılında atıldı. Bu tarihten itibaren çeşitli dergi ve gazetelerde yazıları çıkmaktadır. Kahire’de (El Risale) Beyrut’ta (El Edip), Halep’te (El Hadis), İstanbul’da çıkmış (Türk Yurdu) ve Ankara’da çıkmakta olan Türk Dili bu arada sayılabilir.
Kerkük’te (Kerkük) ve (Afak) gazetelerinin yazarları arasında yer alan Ata Terzibaşı, Arapça (Elsakaf el hadise) ve Türkçe (Beşir) adlı haftalık edebî gazetelerin de sahibidir.
22 Mart 1959′da tevkif edildikten sonra (Hille) şehrine sürgün edilen Ata Terzibaşı, nihayet özlediği hürriyetine kavuşmuş ve yazı hayatına tekrar başlamıştır.
Ata Terzibaşı, yaşadığı çevrenin dil, edebiyat ve folklorunu büyük bir gayret ve sabırla incelemekte ve çok faydalı araştırmalar neşretmektedir. Aşağıda bahis konusu edeceğimiz basılmış (Kerkük hoyratları ve manileri) adlı üç ciltlik emek mahsulü eserlerinden başka (Kerkük Havaları), (Kerkük Eskiler Sözü), (Kerkük Ağzı), (Türkmen Sözlüğü), (Kerkük şairleri), (Nazarat ü camia fi tarih el edeb el türki: Türk edebiyatına toplu bir bakış) gibi muhteviyatı itibariyle zengin kitaplarını da hazırlamaktadır.
Ata Terzibaşı’nın, ancak folklor ve halk edebiyatı ile uğraşanların takdir edebilecekleri büyük emek ve çalışma mahsulü (Kerkük hoyratları ve manileri) üç cilt olarak hazırlanmıştır. Birinci cilt, hoyrat ve mani tarzının menşe ve tekâmülünü ele alan mühim bir incelemedir. 1347/1955 yılında Bağdat’ta Darülmarife matbaasında basılmıştır. Şu konuları işlemektedir. Bir önsözden sonra kaynaklar ve tenkit (10-20), Kerkük hoyratları ve manileri (20-22), Hoyrat lafzının aslı (22-28), hoyrat ve manilerin edebî mefhumu (28-32), hoyratlarda cinas(32-39), hoyrat ve manilerin mevzuu (39-44), hoyratla mâni arasında mukayese (44-46), hoyrat ve manilerin doğuşu (46-51), vakıalara dayanan hoyrat ve maniler (51-73), hoyratın musiki bakımından menşe ve tekâmülü (73-80), hoyrat ve manilerin söyleniş tarzı (80-105), tanınmış hoyrat çağıranlar (104-130), başka ülkelerde hoyrat ve manil (130-139), Kerkük hoyrat ve manilerinin özel vasfı (139-149), umumî netice (144-147), indeks (139-164) bir açıklama (164).
İkinci cilt, 1956 tarihinde Kerkük’te Terakki matbaasında basılmıştır. Alfabe sırasına göre dizilmiş 850 kadar cinaslı hoyratı içine almaktadır. Üçüncü cilt 1957′de aynı matbaada basılmış olup içinde 1200 kadar cinassız hoyrat ve mani vardır.
Ata Terzibaşı, maddî ve manevî birçok güçlükleri yenerek ortaya koyduğu eserinin ilk cildinde birbirine bağlı ve çözülmesi, ancak mukayeseli incelemelerle mümkün olacak meseleleri bir bütün olarak ele almıştır. Bu kadar çetin işlerin tam bir neticeye ulaştırılması insafla söylemek lâzımdır ki müelliften beklenilemez.
Bugüne kadar Irak’ta ve Türkiye’de folklor enstitüleri kurulmadığı için, araştırıcılar, tek başlarına âdeta susuz bir çölde seyahat eden yolcuları andırıyorlar.
Devrimiz, iş ve fikir birliğine dayanıyor. Bu bir gerçek olduğu halde dilci, edebiyatçı, musikici, folklorcu ve etnograf… bizde ilim seyahatini yalnız yapmaktadır. Bu hal, hemen her sahada sağlam ve müspet neticelere gitmeyi engelliyor.
Folklor ilminin usullerine sadık kalarak bugünden düne doğru bir müşahede ile eserini ortaya koymuş olan Ata Terzibaşı da yukarıda belirttiğimiz sebepler yüzünden bazı konuları tam bir hedefe götürememiştir kanaatindeyiz. Bunun iki konu üzerinde -hoyrat lâfzının menşei ve hoyratlarda musiki- belirtmek istiyoruz.
Bilindiği üzere Irak’ta Türkmenler arasında olduğu kadar Güney ve Doğu Anadolu’da da “Hoyrat yahut Horyat” sözü yaşamaktadır. Ata Terzibaşı’nın, bu sözün aslı hakkında yerli kaynaklardan topladığı malzeme şüphesiz bir kıymet ifade etmektedir. Ancak bu bilgiler, eski Türk dili mahsulleri ve Azerbaycan, Irak ve Anadolu’da yaşamış kavim ve milletlerin dillerinde bulunması mümkün malzeme ile karşılaştırılmadıkça istenilen netice elde edilemez.
Hoyrat sözü ve kavramı oldukça bir mahallilik göster-mektedir. Bugün için çok daha umumî ve hoyratı da içinde bulunduran “mani” hakkında bile meçhuller içindeyiz.
Beste, şekil, kompozisyon ve söyleyiş bakımından hoyrattan pek az ayrılan manilerin şimdilik ilk metinlerine Kutadgu Bilig’de rastlamaktayız. Türk nazmının en eski şeklini teşkileden mani üzerinde Samoiloviç, (İslam Dünyası, s.1, 1917) den sonra “Tuyug” adlı pek mühim makalesinde Fuat Köprüü (Türk Dili ve Edebiyatı hakkında araştırmalar, 1934) dolayısiyle durmuş, Pertev Boratav İslâm Ansiklopedisi’nin Türkçe neşrinde adı geçen maddeyi kaleme almıştır.kerkukfeneri.com
Bu saydığımız çalışmalar, meselenin ancak tarihî ve coğrafî metotla ve Türklerin anayurt-larından Azerbaycan, Irak ve Anadolu’ya getirdikleri dil, adet ve ananeler göz önünde bulun-durulmak suretiyle aydınlığa çıkacağını göstermektedir.
Musiki konusu da musikici ile yapılacak bir işbirliği istemek-tedir. Ayrıca musikicinin tarih boyunca Türk musikisi hakkında bilgi sahibi olmasını gerekli kılmaktadır.
Bütün bu zorluklar, musiki üzerinde kat’î sözü söylemeye mâni oluyor. Bununla beraber Ata Terzibaşı mahallî imkânların azamî müsaadesi içinde bilineni derleyip, toplamak ve sınıflan-dırmak suretiyle asıl vazifesini yapmıştır.
Türkiye’de cinaslı mani olarak bilinen hoyratlar, Irak’ta, eski Türk ananelerini devam ettiren Türkmenler arasında bütün safiyeti ve bekâreti ile yaşamaktadır. 1926 tarihinden beri Kerkük gazetesinde yayımlananlar; Mehmet Haydar, Osman Mazlum ve Molla Sabir’in mütevazı çalışmaları ile ortaya çıkan ve sayıları binleri bulan mahsuller bunun en acıklı örnekleridir.
Ata Terzibaşı’nın Türk dili, edebiyatı ve folkloru bakımından büyük bir değer taşıyan Türkmen hoyratları, Arap harflerinin bütün seslerimizi ifade edememesi yüzünden kusurlu olmasa bile bir eksiklik gösteriyor.
Bu hususu bir ihtiyaç olarak idrak eden müellif, eserini Türkiye’de bastıracağı müjdesini vermektedir.
Türk Dil Kurumu’nun bu hususta müellife yardımcı olmasını; Kerkük ağzı ve Türkmen sözlüğü gibi eserlerini de yayımları arasına almasını isabetli bir hareket telâkki etmekteyiz.
İleride, maniler üzerinde yapılacak mukayeseli incelemelerde, birinci derecede kaynak vazifesi göreceğine inandığımız “Kerkük Hoyratları ve Manileri”ni -geç de olsa- tanıtmak bize zevkli bir iş oluyor.
Müellifini, bu çalışmasından ötürü tebrik ederken, okuyucularımıza ikinci ve üçüncü ciltteki hoyrat ve manilerden bir kaçını, fikir edinmeleri için naklediyoruz:kerkukfeneri.com
Dolandı gün
Döndü gün dolandı gün
Men sana daldalandım
Sana da dolandı gün
Gözden kara
Sürmeli gözden kara
Bir sürmesiz göz gördüm
Sürmeli gözden kara
Yarı yolda
Kim gördü yâri yolda
Hayalü olmasaydı
Kalırdım yarı yolda
Kanad ağlar
Oh (ok) titrer kanad ağlar
Avım yaralı gitti
Boyandı kana dağlar
Kan üstüne
Kar yağar kan üstüne
Bin bülbül figan eder
Bir bele (böyle) can üstüne (can için)
Ohı (oku) sen
Aç kitabı ohı sen
Sinemde yer kalmadı
Ne atısan (atıyorsun) ohı sen
Bu dağlar kömürdendi
Giden he (yalnız) ömürdendi
Feleğin bir kuşu var
Pençesi demirdendi
Kerkük’ten geçer Hâsa (bir çay)
Hâsa batıptı yasa
Kerkük’ü viran etti
Yad ayağ basa basa
———————————————-
BÜYÜK TÜRKMEN DÜŞÜNÜRÜ AV. ATA TERZİBAŞI***
“Vatanın bütünlüğünü ,milletin varlığını, temiz ve içten gelen
duygularla, bilgi ve yüksek karakterinizle korumasını bilin…” Terzibaşı
Irak Türkmenlerinin büyük düşünürü ve yazarı, avukat Ata TERZİBAŞI 1924’de Kerkük ‘te doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini Kerkük’te tamamladıktan sonra Bağdat Hukuk Fakültesinden mezun oldu (1950). O tarihten beri kendi ili Kerkük’te avukatlık yapmaktadır.kerkukfeneri.com
Ortaokul öğrencisiyken bazı gazete ve dergilerde makale yazmayı deneyen TERZİBAŞI, Hukuk Fakültesi öğrencililiği sırasında; Türkçe gazetelere gönderdiği edebi konulardaki yazılarının değişik Arap dergilerinde de Arapça olarak yayınladı.Gazetecilik alanında çalışmasıyla da kültür alanına başlayan Ata TERZİBAŞI; Kerkük, Afâk gazetesinde günlük yazılarının yanı sıra, kendisinin öncülüğünde Kerkük’te yayınlanan diğer gazetelerde yazılarını yayınlardı.
Kerkük’te çıkan “Beşir,1958” gazetesi ve bazı Arap dergilerinde çeşitli yazıları yayınlandı. Bunların başında, Mısır “El-Risale”, Lübnan’ın “El-Edip” ve Suriye’nin “El-Hadis” dergileri gelir. Ayrıca Irak’ın El-Aklam, El-Mektebe, El-Tazamun, El-Sakafa El-Hadise, El-Ahaa, El-Ehbar, El-Mese, El-Şaab, El-Emel, Kerkük, El-Siyase, El-Eyyam, El-Bele, Türkiye’nin Türk Dili, Türk Sanatı, Türk Yurdu, Türk Kültürü gibi dergilerinde, edebiyat, hukuk, tarih, folklor ve dil alanlarında bir çok yazısı yayınlandı.
TERZİBAŞI, çeşitli konularda yazdığı yazılarıyla birlikte Türkmen edebiyatı, dili ve folkloru alanında da değerli eserler bırakmıştır.Onun bu alandaki çalışmaları bir çok genç araştırmacıya ışık tutmaktadır. TERZİBAŞI, Türkmen Edebiyatı’na yaptığı hizmetle ün salmıştır. Onun bu alandaki çalışmaları, edebiyatımızın bütün yönleri için kaynak sayılır. Ağırlıklı olarak hoyratları ilmi bir metotla incelemiş, düzenlemiştir. 3 Cilt halinde 1955, 1956, 1957 yıllarında yayımladığı “Kerkük Hoyratları ve Manileri” bir ata-ana mirası olarak ölümsüzleşmiş; şair ve bestekârlara ilham kaynağı olmuştur.
Bilimsel bir dikkatle yazıp yayınladığı ansiklopedik “Kerkük Şairleri” araştırması, Irak Türkmenleri ve Türk dünyasına geniş ilgi görmüştür. 3 cilt Bu 3 ciltlik biyografik araştırmada Kerkük şairlerinin sanat yaşantılarını konu edinerek şiirlerinden örnekler vermiştir. Klasiklerimiz arasında Ruhi, Nesimi, Fuzuli, Garibi hakkında bir çok araştırmalar yazmıştır. Fuzuli’ ye ilişkin yazıları, onun çok yönlü bir yazar olduğuna ışık tutmaktadır. Edebiyat tarihi içerisinde Terzibaşı’nın yadsınamaz bir yeri vardır.Yer yer ince göndermeler yaptığı yazıları bir başka yönünü ortaya koymaktadır.
Ata Terzibaşı başlangıçta serbest şiire şiddetle karşıdır. Zaman içerisinde bu anlayıştan ayrılmış,duygu ve düşüncelerin serbest tarzda da dile getirilebileceğini benimsemiştir.Bir not olarak: Terzibaşı evlenmemiştir. Sorgulayanlara,”Ben kitaplarımla evliyim” demiştir.
“Usta Yazarımız,Terzibaşı ile 1992 yılında Kerkük Adliye sarayında karşılaştım. O sıralar Kerkük Televizyonunda “Gençlik ve Spor” programını sunuyordum. Sunucunun bana benzediğini söyleyince: Evet Hocam, benim, dedim. “Olağanüstü ve Konferans” kelimelerini kullanıyorsun. Bunların yerine bilinen kelimeleri kullanırsanız daha uygun olur. Konuşma dili ile Yazı dilini bir birine karıştırıyorsunuz…” dedi. Anladım ki, o dönemde Kerkük televizyonunda hazırlayıp sunduğum programları çok titizlikle izliyormuş… Saddam sonrası iki defa evine ziyarete gittiğimde sağlık sorunlarından dolayı kendisi ile çok fazla sohbet edemedik. Ancak, bana iki kitabının hediye ederek, bunları Türkiye’de basarsanız çok iyi olur. Dedi. Ş.K.
Eserleri :
1.Şarkı ve Türküler. Bağdat 1953
2.Kerkük Hoyratları ve Maniler 3 cilt1955,1956 ve 1957 Bağdat,Kerkük
3.Kerkük Havaları Bağdat 1961.
4.Kerkük Eskiler Sözü Bağdat 1962.
5.Kerkük Şairleri.1 cilt Bağdat 1963
6.Kerkük Şairleri.2 cilt Bağdat 1968
7.Kerkük Şairleri.3 cilt Bağdat 1989
8.Arzu Kamber Matalı Bağdat 1964/İstanbul,1971
9.Kerkük Şairleri 4.cilt Kerkük 2000
10.Kerkük Şairleri 5.cilt Kerkük 2000
11.Kerkük Şairleri 6.cilt Kerkük 2001kerkukfeneri.com
12.Kerkük Şairleri 7.cilt Kerkük 2001
13.Kerkük Şairleri 8.cilt Kerkük 2001
14.Kerkük Şairleri 9.cilt Kerkük 2001
15.Kerkük’te matbuat tarihi.2 cilt-Kerkük,2001
16.Kerkük Hoyratları ve Manileri.İstanbul,1975
17.Kerkük Havaları.İstanbul,1980
18.Erbil Şairleri. Kerkük, 2004
19.Kerkük’ün Türk Tarihi. Kerkük, 2005
MİLLİ İNKILÂP
…Eskiden Şairler, ye vicdanlarını acılar içinde bırakarak, büyüklere yaranmak amacı ile methiyeler yazar,riya postuna bürünüyorlardı, ve yahut Millet ve Memleket meseleleri ile ilgilenmekten çekimser kalarak en fazla gazel vadisinde eserler vermeye çalışırdı. Veyahut da büyük bir korku ve heyecan içinde bocalayıp kalarak,elden ele dolaşan,şiirleriyle hürriyet hevesinin korkusunu yaymaya çalışırdı. Zaten halk edebiyatımız hep bu sahaya inhisar etmekte idi.kerkukfeneri.com
Birinci Dünya Savaşında Irak’ı işgal eden İngilizlere karşı duyulan nefret hislerini ilkin gizlemeyen halk,nihayet eski idarenin de takip ettiği politikası yüzünden bunları açığa vurmak cesaretinden uzak kalmıştır. Bu bakımdan halkımız,biricik tesellisini tanıyamadığı hoyrat ve mani düzenlerin mini mini sözlerinde aramışlardır. Dillere düşen bu tür hoyrat , maniler veya şiirler her zaman büyük bir rağbet kazanmıştır. Şimdi ise edebiyatımız,sömürgecilerin kötülüklerinden ve onları destekleyen eski zalim ve baskıcı idarecilerin fenalıklarından kurtulmak yolunu tutmuş bulunmaktadır. Artık memlekette esecek olan hürriyet ve adalet havasına karşı duyulan hisler,ancak tabii bir sır takip edecek ve edebiyatımız da kendine başka ufuklar arayacaktır.
İnkılabın henüz başlangıcında ve her bakımdan tamamı ile istikrar etmeye çalışmak bizim edebiyatımızda yakından başlayacak olan çığırın ışığı altında adımlarla, başarılı sağlayacağına inanmaktayız…
DİLENCİLİK HASTALIĞI
“Vaktiyle yazmıştık: Hayatın tatlı olduğu kadar,acı ve garip cilveleri de vardır…” İnsanların arasında izzet nefsini küçültmüş,hatta hiçe saymış bir zümrenin yüzsüzce yaşamayı öğrenmiş olmaları,bu cilvelerin başında aşağılık duygusunun en kötü örneğidir… Gerçekten bazı kimseler,muhitin veya tabiatın merhametsiz felaketlerine uğrayarak,sözgelişi bir kaza neticesinde yaşayışını kazanmaya vesilelerinden mahrum kalarak dilenmeye sürüklenebilir. Bunlara bir bakımdan hak vermek doğru olur. Ancak bir çokları bu sanatı bir yaşama ve bir kazanç vesilesi sayarak devam ettirdiğinde bu gibi insanlar beşeriyetin en düşük sıfatlı simaları olarak tanınırlar. Bunda da dilenme bir hastalık halini alır. Böylece alışmış oldukları o pis adeti bir an için bile terk etmeyi istemezler…”
GENÇLERİMİZDE ARANAN VASIFLAR
Vatanın bütünlüğünü,milletin varlığını,içten gelen saf ve samimi duygu çalışkanlıklarıyla bilgi ve yüksek karakterleriyle muhafaza etmesini bilin. ve böylece şanlı istikbali ellerinde tutmuş olan gençler,baharı yeni açmış gülleri gibi üzerinde durulmaya değen önemli unsurlardır.kerkukfeneri.com
Her şeyden önce gençlerimiz,işlerinde ve çok mektep hayatında çalışkanlıklarıyla tanınmalıdırlar. Derslerinde başarı sağlamayan talebe,milletine yararlı olmaktan uzaktır.
Gençlerimizde aranan önemli vasıflardan biri de: Bilgili adam olmak vasfıdır. Bilgisiz bir insan dal,budaksız kuru bir ağaca benzer. Milli duygusu ne kadar kuvvetli olursa olsun bilgiden mahrum gençlerin topluluğa karşı yapacakları yardımları küçümsenir ve değersiz kalır. Hatta bazen zararlı bile olur… Bilgiye başvurmadan herhangi bir zümrenin elde edileceği şüphe ile karşılanır. Medeni milletlerin bugünkü yüksek seviyeye ulaşmaları hep çalışma ve çalışma sonunda kazanılan bilgi sayesinde verilmiştir.
Gençlerimizde aranan önemli bir vasıfta,ahlak yüksekliğidir. Ahlakı olmayan gençlik sefalete mahkumdur. Gençler sadece çalışarak bilgi edinmekle yetinmemelidirler. Kutlu ve sağlam esaslara dayanan milli ahlak kaidelerine bağlı kalmaları şarttır. Çünkü,kötü ahlaklı aydın gençler,kötülerinin şer yolunda,iyi ahlaka sahip olanlar ise bilgilerini milletlerinin hayrı uğruna kullanacaklardır…
HECE VEZNİ VE GENÇ ŞAİRLERİMİZ
…Hece şiirimizin özel bünyesine uyan ve halk tarafından tamamıyla benimsenen milli bir vezindir. Eskiden bu vezin sanat değerini gütmezmiş. Divan şairleri,aruz veznini büyük bir dikkatle işlemişlerdir. Halk şairleri ise hiçbir zaman heceyi kullanmaktan kendilerini alamamışlardır. Bu arada halk şiirinin en güzel örneklerinden sayılan hoyrat ve manilerin hep hece vezni ile yazıldığını görmekteyiz… Hece ile yazılan şiirlerin ahengi,bilindiği gibi sadece ses kesmeleriyle ölçülür. Makta karşılığında kullanabileceğimiz bu ses kesmeleri,hece,durak ve durgu gibi adlarla adlandırılmıştır. Nitekim (El) sözcüğü (Kelime) bir maktadan ibaret olup,bir heceli sayılır. Adlı sözcüğü ise (Eldi) biçiminde takti edildiğinden iki heceli,(aldılar) sözcüğü ( eldiler) biçiminde üç hecelidir. Böylece hece veznine bir şiirin her kanadında geçen bütün sözcükler toplu halde aynı sayıda hece (makta’tan) kurulur…
Şiirin her kanadında hece sayısı ister 7 ister 8,11,12,14 olsun aynı şekilde kullanılmışsa vezin mutabakatı hasıl olmuş demektir. Yok eğer bir kanat 7 heceli öbür kanat 8 heceli ise o şiirde vezin aksaklığı var demektir…
YAZI DİLİ-KONUŞMA DİLİ
Halk dili yazı yazmak hevesine kapılırsak 1001 çeşit lehçe ile yazı yazmak zorunda kalırız… Nitekim Irak Türkmenlerinin bile çeşit çeşit lehçeleri vardır. Hatta Kerkük’ün bir mahallesi olan (Tisin) halkının lehçesi bile bazı hususlarda Kerkük lehçesinden ayrılmaktadır. kerkukfeneri.com
Kerkük’te muhatap adeti olan ( küçük kâf) yerine (u) kullanıldığı halde (i) kullanılıyorlar.. Umumi yazıda halk lehçesini kullanmak olmaz. Her millette olduğu gibi konuşma dili yanında umumi bir yazı dili vardır ki hep bunu kullanıyoruz ve kullanmalıyız da… Ancak folklor araştırmaları sahasına giren hususların halk diliyle yazılmasında bir zarar yoktur…
Kaynakça: (www.kerkukfeneri.com)
*biyografi.net – http://www.biyografi.net/kisiayrinti.asp?kisiid=3331
** Şükrü Elçin – Kerkük Vakfı – http://www.kerkukvakfi.com/dergiicerik.asp?id=80&iid=149
*** Araştırmacı-Yazar Şemsettin Küzeci/Ankara

